Buton e-Business Solutions olarak hedefimiz, dünyanın gelişmiş yerel operasyonel çözümlerini en iyi şekilde sunmak.

Buton eBusiness Solutions İş Geliştirme Direktörü Sayın Özhan Fındık, bir global yazılım tedarikçisi olarak Dünya’da ve Türkiye’de edindikleri

Buton eBusiness Solutions İş Geliştirme Direktörü Sayın Özhan Fındık, bir global yazılım tedarikçisi olarak Dünya’da ve Türkiye’de edindikleri tecrübelerle sundukları yazılım, çözüm ve değerli bilgileri Trovarit Talks’ta bizler için anlattı. Keyifli okumalar…


2017 yılını hem Türkiye iş yazılım pazarı hem de BUTON eBusiness Solutions açısından değerlendirir misiniz?

Öncelikle biraz şirketimizden bahsetmek isterim. Biz global tedarik zinciri çözümleri sunan HighJump Software’in Türkiye partneriyiz. 2012 başı itibariyle HighJump Software’in depo, dağıtım, tedarikçi, saha ve operasyonel iş gücü yönetimi yazılım çözümleri sunuyoruz. 2017 yılında 5 yılımızı doldurduk ve büyüyerek Türkiye ve çevre ülkelere çözümler sağlıyoruz. Bununla birlikte 2017 yılı sonu itibariyle üretim yönetim sistemi (MES) alanında global iQMS firmasıyla çözüm sunmaya başladık.

Sorunuza gelirsek 2017 yılını iş dünyası için bir transformasyona hazırlık yılı olarak görüyorum. Firmalar özellikle Endüstri 4.0 ve Dijitalleşme rüzgarına bağlı olarak çalışmalarını bu yönde yoğunlaştırdılar. Bunlarla ilgili departmanlarının organizasyonlarını, beklentilerini ve hedeflerini belirleyip güncellediler. Bizim 2017 yılı içinde yaptığımız görüşme, etkinlik ve seminerlerde gözlemlediğimiz en önemli konu bu oldu. Buna bağlı olarak yazılım pazarı tarafında firmalar da bu ihtiyaç ve gelişmelere yönelik olarak ürünlerini konumlandırmaya çalıştılar.

Biz global yazılım tedarikçisi bir şirket olarak bu yönde var olan ciddi avantajlarımızı organizasyonel gelişmeyle bir üst seviyeye taşımaya ve çözüm çeşitliliğimize yansıtmaya çalıştık. Öncelikle HighJump Software’in tedarik zinciri yönetim sistemleri üzerine tamamladığımız 5 yılı değerlendirerek müşterilerimizin beklentilerine göre organizasyonumuzu geliştirdik ve güçlendirdik. Yine müşterilerimizin talepleri doğrultusunda “Üretim Yönetim Sistemleri” (MES) tarafında dünyanın en iyi firmalarından iQMS’in üretim ERP sistemine yatırım yaptık. Ekiplerimiz yaklaşık 6-7 aylık süreçte hem bu yazılımın uyarlama eğitimlerini aldılar hemde yazılımın yerelleştirilmesi üzerine çaba sarfettiler. Müşteri tarafında da 2017 yılı otomasyon tarafına yatırım yaptıkları bir yıl oldu. Müşterilerimiz operasyonlarını daha verimli hale getirmek üzere konveyör, ışıkla toplama ve süreçlerini geliştirme üzerine yatırım yaptılar. Bizde onların bu yatırımlarını sunduğunuz sistemlerle tam entegre ve maksimum verimlilik sağlayabilecekleri hizmetler sunduk.

Dijital dönüşüm, bulut bilişim, Endüstri 4.0 hemen hemen tüm şirketlerin gündeminde. Ne zaman, nasıl, kiminle birlikte yola çıkılacağı sorusu ve bir takım endişeler var. BUTON eBusiness Solutions olarak bu konudaki yaklaşımınız ve sunduğunuz çözümler hakkında bilgi verir misiniz?

Şirketler bu endişelerinde haklılar çünkü bu konular hem ciddi yatırım gerektiren, hem de iş süreçlerini geliştirmeleri ve uyarlama konusunda uzmanlık gerektiren bir konu. En önemlisi oturmuş bile olsa operasyonlarını bu gelişmelere adapte ederken ayak uydurabilmek çok kritik. Yanlış bir yatırım ya da hatalı bir proje kurgusu şirketleri çok zor bir durumda bırakabilir. Bu nedenle bu gelişmeler firmalara ciddi avantaj sağlayacak teknolojiler olmakla birlikte içinde büyük riskler de bulunuyor.

Öncelikle sunduğumuz çözümler içinde en son teknolojileri barındıran, kendini kanıtlamış hatta bu yeni teknolojileri ortaya çıkaran dünyanın en ileri çözümleri olarak tanımlanmaktadır. HighJump’ı ele alırsak dünyanın ilk web tabanlı, bir çok otomasyon sistemi deneyimi olan ve tüm ERP sistemleriyle entegre olabilen süreç bazlı bir yazılım. 2017 yılında dünyada tedarik zinciri alanında IDC, ARC ve Gartner tarafından en iyi 3 operasyonel yazılım çözümü olarak tanımlandı. 4.500’ün üzerinde her sektörde global müşterisi var ve içinde ciddi bir know-how barındırıyor. Ortalama her 2 yılda bir yazılım en son teknolojiye geçiş yaparak gelişiyor, geçtiğimiz sene başında HTML5 lisanslı ilk depo yönetim sistemini sunmaya başladık.


Ancak çözümün iyi olması iyi bir uyarlanmayı garanti etmiyor. Bizler geçirdiğimiz 5 yılda bu yönde büyük tecrübeler edindik ve kendimizi buna göre geliştirdik. Personelimiz lojistik sektörü içinde uzun yıllarını geçirmiş, sunduğumuz çözümü özümsemiş bir mühendis ekibidir. Ancak biz ne kadar kendimizi geliştirirsek geliştirelim projeler tek tarafı faaliyetler değildir. Bu nedenle müşterilerimize dış hizmet verdiğimiz firmalar olarak bakmıyoruz. Sonuçta bir proje ya da bir çok projeden oluşan programlar dahilinde beraber bir ekip olarak çalışıyoruz. Özellikle müşterilerimizle adaptasyona çok önem veriyoruz. Projelerde ihtiyaca ve isteğe göre yurt dışından ilgili sektör tecrübeli çözüm danışmanlarını projelerimize dahil edebiliyoruz. Eğer fayda sağlayacağına inanırsak projede bir katalizör olarak süreç sahipliğini güçlendirecek ve karar almayı hızlandıracak sektörde bilinen 3. parti global ve yerel danışmanları projelerimize davet ediyoruz ya da müşterinin danışman firmalarıyla beraber çalışıyoruz.

Proje yönetimi ve takibi konusunda global proje yönetim merkezlerimizin takip ettiği PMI standardına yakın şeffaf bir proje metodolojisini uyguluyoruz. Artık sadece PMI değil Agile Waterfall adı verilen anlık değişimleri de makul sürelerde projeye ekleyebilecek proje metodolojisini alternatif olarak müşterimize sunuyoruz. Firmalarda bu projelere ne zaman başlanılması gerektiği konusunda ciddi bir soru işareti var. Bize göre bunun en önemli cevabı firmaların bu tür projelere zaman ve ekip ayırabildikleri ilk fırsatta başlanılması şeklindedir. Projeler trend olarak ya da acil ihtiyaca göre kurgulanmamalı. Firmalar projelere ekiplerini ne zaman dahil hatta dedike edebileceklerini düşünüyorlarsa projeleri o zaman gündeme almalılar. Aksi halde proje paydaşları zamanında ve gerektiği kadar projeye katılamaz ise o projenin başarılı olma ihtimali azalır. Ek maliyet, ek zaman gibi konular hedeflenen proje başarısını olumsuz etkiler.

Son olarak firmalara depo projelerinde simülasyon yazılımı kullanmayı, depo iş süreçleri ve otomasyon beklentilerini buna göre planlamayı önermekteyiz. Aksi halde ölçülmemiş, detaylandırılmamış ve test edilmemiş süreçlerle projelerde bir çıktı beklentisine girmek ciddi bir sıkıntı hatta ek maliyet yaratabilmektedir. Ülkemizde simülasyon yazılımı kullanmak yaygınlaşmalıdır. Yapılacak her süreç değişiklikleri ve fonksiyonel eklentiler bu programlarla test edilerek projelerde karar verilmelidir. Biz bu konuda hizmet sunmuyoruz ancak konusunda uzman firmalarla projelerde iş birliği yapıp müşterilerimize yönlendirebiliyoruz. Böylece süreçlerde yapılacak değişiklikler ve devreye alınacak otomasyonların etkilerini baştan görerek proje beklentilerini makul tutma ve yeni sisteme geçişi kolaylaştırmış oluyoruz.

Bugüne kadar şirketler genelde “hepsi bir arada” (Best-in-Suite) çözümlerini dikkate aldılar. Ancak tecrübelerimiz günümüzde bu çözümlerin ihtiyaçlara tam olarak cevap veremediği yönünde. Sizin pazara sunduğunuz “türünün en iyisi” (Best-of-Breed) çözümlerin konumlandırılması ve diğer sistemler ile entegrasyonu konularında bilgi verir misiniz?

Evet, bu yerinde bir tespit hatta bunu 2017 yılında birebir yaşadık. Dünyanın en önemli ERP sistemlerinden birinin en büyük danışman grubunu oluşturan, lojistik teknolojiler üreten ve yaklaşık 3,5 Milyar €’luk cirosu olan Alman Körber AG Grubu 2017 yılında temsilcisi olduğumuz Amerika merkezli HighJump Software’i bünyesine kattı. Bu tüm dünya da büyük bir ses getirdi. Firmanın en önemli amaçlarından biri ERP sistemlerinin yetersiz kaldığı tedarik zinciri tarafında HighJump Software’in çözümlerini alternatif olarak sunmak istemesiydi.


HighJump Software’e 1983’den beri sadece lojistik çözümleri sunan global bir firma. Müşterilerinin her birinin farklı ERP sistemleri var ve çözümlerden maksimum verimliliği almak için ERP ile tam entegre olabilmek olmazsa olmaz. Bu nedenle HighJump ERP sistemleriyle entegre olabilmek için ERP’nin özelinde bir çok entegrasyon konnektörü geliştirmiş. Örneğin SAP için Advantage Link For SAP, Oracle için Advantage Link For Oracle gibi bir çok konnektörü bulunmakta. Sadece ERP’lerle değil otomasyon sistemleri, RFID, GPS gibi yapılarla entegrasyon kurabilmek için toplam 44 ayrı tip hazır konnektörü bulunmakta. Bunları güncelleme ve geliştirmeye de devam ediyor. Amaç operasyon projelerini entegrasyon projelerine çevirmeden bu dış sistemlerle tam entegre olabilmek. Biz müşterinin tercihine göre bu 44 entegrasyon yapısında uygun olanlarını projede kullanıyoruz.

Tecrübelerinize göre çözümlerin uygulanmasını, teknoloji kullanımı, bilinç, yetkinlik, uyum gibi kriterlerde değerlendirdiğinizde hangi iş alanları ya da sektörler öne çıkıyor? Sektörlere göre zorluklar nelerdir?

En başta perakende, perakende sektörü çok hareketli ve yeni satış kanallarıyla sürekli gelişmekte. Teknolojik gelişmeler de ilk önce perakendeyi etkilemekte. Dinamik olmasıyla nedeniyle kısa sürede operasyonel adaptasyon ihtiyacı en üst seviyede. Örneğin, kısa süre önce depodan mağazaya şeklinde olan satış döngüsü üretim, tedarikçi, depo, dağıtım merkezi, mağaza gibi bir yapıya evrildi. E-ticaret, çoklu kanal (omnichannel), ev teslimat (home delivery) gibi yeni kavramlarla boyut değiştirdi. E-ticaret ile depoyu bile bypass ederek tedarikçiden, omnichannel ile mağazadan teslimat ve gönderimler başladı. Tüm bu gelişmelere bağlı olarak iade yönetimi ciddi önem kazandı. Bu nedenlerle, rekabet için bu yeni trendleri bünyeye katmak olmazsa olmaza dönüştü. Artık üretim bile son kullanıcıdan gelen bilgiye göre üretim sahasına bildirilerek yapılmaya çalışılıyor. Bu sektörün en büyük zorluğu tüm zinciri aksamadan yönetebilme becerisi ve zamanın en etkin kullanımının zorluklarıdır.

buton-tedarik-zinciri

Artık müşteri sabırsız, sipariş verdiğinde ürününü en kısa sürede sıkıntısız bir şekilde teslim almak istiyor. En ufak bir aksama müşteride memnuniyetsizlik oluşturuyor ve bu memnuniyetsizlik günümüzdeki sosyal medya akımlarıyla sadece o müşteriyle sınırlı kalmıyor. Bu nedenle perakende sektörü tedarik zinciri hizmetlerini optimum verimlilikle çalıştırmak zorunda. Tüm bu zincir hizmetlerini takip ederek olası aksamaları zaman baskısıyla bertaraf etmek ciddi bir mücadele gerektiriyor. Burada iyi bir operasyon ekibinizin olmasıyla birlikte kullandığınız sistemin hem tedarikçiyi, hem deponuzu, hem ürün sevkleri, hem mağazalarınızı tam olarak yönetmenize olanak vermesi çok önemli. Burada ürünün en az dokunularak müşteriye ulaşması bir lojistik verimlilik kriteri. Kullandığınız sistem iş süreçlerini bu yönde desteklemeli.

Bunun dışında üretim sektörü de üretim yapılarını optimize ederek depo maliyetlerini minimumda tutup ürünlerini müşterileriyle makul sürelerde buluşturma mücadelesi içinde. Fazla ham madde stoğu, bitmiş ürün stoğu ya da tedarikçi problemleri ciddi maliyetlere yol açıyor. Bu nedenle uyarlanacak çözümlerin tüm bu döngüyü tam olarak yönetebilecek bir seviyede olması çok önemlidir.

Yine en çok sorulan sorulardan biri, iş yazılım yatırımlarında TCO ve ROI hesaplamaları. Bu konudaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı alabilir miyiz?

Çok yerinde bir soru, bunlar global yazılım tedarikçisi olarak bizim de müşteriyi bilinçlendirmeye çalıştığımız en önemli iki kavramdır. Türkiye’de müşteriler genellikle ilk yatırım üzerinden iş yazılımı seçimini değerlendiriyor. Ancak iş yazılımının sahip olma maliyeti (TCO) ve yatırımın geri dönüşü (ROI) çok dikkate alınmıyor. Aslında kısmen haklılar bu konuda gerçekte harcanacak ilk maliyetin reel olması üzerinden değerlendirme yapıyorlar. Ancak ucuza alınmış bir yazılımın projede müşteriye yönelik geliştirme ve uyarlama ihtiyacı, proje uyarlanma süresi, içeride oluşturması gereken destek ekibi, sağlayacağı verimlilik ve yeni teknolojilere göre güncellenmesi karşılığında yeni versiyona geçiş bedelleri ilk yatırım kat kat üzerinde olabiliyor.

Temsil ettiğimiz HighJump ve iQMS çözümleri içlerinde ciddi ve her sektörde bilgi birikimi barındıran, yıllık lisans bakım ve destek bedelleri kapsamında her yeni versiyona geçiş ve SLA’li destek hizmeti sağlayan, son derece müşterinin ihtiyacına uyabilecek kadar esnek hatta müşteri isterse e-learning eğitimleri ile kendi içlerinde yazılımı kaynak kodlarını bozmadan her türlü geliştirme yapabilmesini sağlayan çözümler. Biz proje uyarlamalarımızda çözümlerinizin sadece iki süreç uyarlama araçları ile yazılımın kaynak kodunda değişiklik yapmadan her türlü süreci uyarlayabiliyoruz. Bu araçların eğitimini isterlerse müşterimize de sağlıyoruz. Bu da müşteriyi kısıtlamadan, kullandıkları iş yazılımının, sağlayıcının kölesi yapmadan önceden bütçelerini planlayarak iş yazılımı yatırımlarını kontrol altına tutmaya olanak sağlıyor.

Bizim müşterilerimizle yaptığımız analizlere göre TCO ve ROI hesaplamalarını yapan araçlarımız mevcut. Bunlarla müşterilerimize proje başında bir ön fikir verebiliyoruz. Bunun dışında daha öncede bahsettiğim simülasyon araçları kullanarak iş yazılımının yeteneklerine göre müşteri yatırımın geri dönüşünü verimlilik esasıyla hesaplayabilir. En doğru olan projenin başında mevcut operasyonun girdi ve KPI değerlerini kaydedip yeni sistemle karşılaştırmak ancak bunu ancak proje sonunda müşterimize sunabiliyoruz.

Ek olarak şunu da belirmek isterim, örneğin HighJump gibi güncel teknolojilerle sürekli kendini geliştiren bir depo yönetim sistemi sayesinde yeni ek satış kanallarını ve operasyon teknolojilerini devreye alarak organizasyonunuza ciddi gelişimler ve satış fırsatları sağlayabilirsiniz. Örneğin, bir müşterimiz daha önce 30 distribütöre gönderim yaparken, yapılan proje sayesinde 6000 noktaya gönderim yapmaya başladı, şimdi e-ticareti konuşuyoruz. Başka bir müşterimiz sistemin sağladığı altyapı ile omnichannel satışı gündemine aldı. Ayrıca müşterilerimiz otomasyon ile de ciddi verimlilik fırsatını devreye alma fırsatını yakaladılar. Bunlar seçilen iş yazılımının sağladığı yatırımları amorti eden en büyük artılardır.

Endüstri 4.0 yol haritasında ilk adım dijitalleşme ve depo, tedarik zinciri yönetimi, MES çözümleri bu alandaki ihtiyacın büyük bir kısmını karşılıyor. Peki ya sonrasında izlenebilirlik, veri analitiği, tahminleme ve otonom tepki adımları ile ilgili sunduğunuz çözüm ya da önerilerinizi aktarır mısınız?

Sunduğumuz çözümler bahsettiğiniz izlenebilirlik, veri analitiği, operasyonel tahminleme ve otonom tepki yapıları içeren toplam çözümler şeklindedir. Verinin sunulan çözüm üzerinden işlenebilmesi çok önemli. Çözümlerimiz arka planda ciddi veri üretiyor ve bu veriyi kurgulanan sürece göre işleyerek planlama veya sonuçlarını kullanıcılara sunuyor. İçlerinde iş süreçlerini takip edip, istenen noktalarda otomatik bildirim yapan, e-mail hatta dışarıya data gönderen yapılar mevcut. Bu sayede kullanıcılar alarm, rapor ve data gönderimlerini belirleyerek otomatik olarak gönderilmesini sağlayabiliyorlar. Web tabanlı olması sayesinde çözümlerimiz hem grafik hemde drill down yapılarıyla kolayca bilgiye erişimi desteklemektedir.

Ayrıca ek olarak geliştirilmiş bir BI Tool çözümümüz bulunuyor, örneğin WERC (Warehouse Education Resource Council) ve SCOR (Supply Chain Operations Reference) standart yapılarına göre KPI ve KVI sonuçlarını dashboard yapısıyla paylaşıyor. Kullanıcı burada istediği gibi kendi raporlarını da verilen yetkilerle bu sistem üzerinden hazırlayabiliyor.

Sadece talep tahmin (forecast and demand planning) ile ilgili bir çözüm sunmuyoruz. Bu zaten sektörel bazda uzmanlık gerektiren sofistike bir konu. Örneğin eğer otomotiv sektöründe talep tahmin ihtiyacı varsa, projede bu sektörde ciddi bilgi birikimi bulunan danışmanlarla çalışılmalı. Gıda için ayrı, perakende için ayrı yani sektörel bazda uzmanlaşmış örnek projeleri tecrübe etmiş danışmanlarla çalışılması gerekli. Biz bu tür ihtiyaçlarda bu tür hizmetleri veren işbirliği yaptığımız firmalarla beraber çalışıyoruz.

Şirketlerin yatırım kararında yerli (milli) yazılım, yabancı yazılım tercihlerini nasıl değerlendirirsiniz?

Öncelikle yerli yabancı ayrımının yerli ve global yazılım kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yabancı kavramı sadece bir ülke ya da bir bölgeye hizmet veren yazılım firmaları olarak düşünmek gerekli.

Şöyle ki; çözümlerini sunduğumuz HighJump Software global bir yazılım çözümü. Dünyanın her yerinde ofis ve partnerleri var, global teknik destek ekibi başka bir bölgede, AR-GE ve uyarlama merkezleri başka bir ülkelerde. Biz sadece yazılımı Türkiye’ye sunmuyor geliştirilmesine ve uyarlanmasında global rol de alıyoruz. Örneğin son 3 yıl içinde geliştirilen hatta bu sene hayata geçecek pek çok fonksiyonel özelliğin fikir ve ekran tasarımlarını ekibimiz yapıp önerdi ve gerçekleştirildi. Yazılımın yeni versiyonları geliştirilirken Türkçe dil desteği beklentilerimizle geliştiriliyor. Bu nedenle HighJump’a dünyanın yerel yazılımı diyebiliriz.

Ayrıca sadece Buton olarak değil müşterilerinde fonksiyonel geliştirme taleplerini yapabilecekleri “AHA!” adlı ayrı bir portal yapısı var. Bu portalde mevcut ya da ileride olası ihtiyaçlarını paylaşıyorlar ve bu öneri diğer müşterilerce oylanarak bir sonraki versiyon için gündeme alıyor. Ek olarak yıllık yapılan “Elevate” adlı global müşteri etkinliğinde tüm müşteri ve partnerlerle HighJump’in proje geliştirme ekipleri planlanan toplantılarla bir araya geliyor. Karşınızda ürünün ilgili yapısını geliştiren proje ekibini buluyorsunuz, beklentilerinizi, sıkıntılarınızı ve yorumlarınızı birebir paylaşıp yazılıma yön veriyorsunuz. Çok zevkli tartışmalara da şahit oldum, aslında beni şaşırtan orada konuşulan ve belirlenen hiç bir konu atlanmıyor ve yazılımın bir sonraki geliştirmelerinde mutlaka devreye alınıyor olması. Bu nedenle yabancı yazılım tanımı bizim çözümlerimize çok uymuyor.

Şirketlerin yatırım kararlarında global yazılımları tercih etme şansı olması da ciddi bir alternatif. Çünkü yazılımla birlikte gelen global bilgi birikimlerine şirketlerinin kapılarını da açmış oluyorlar. Sadece yazılım olarak bakılmaması gerekli. Projenin uyarlama safhasında da global proje uyarlama teknik ve metodolojilerini kullanma imkanı da buluyorlar.

Ülkemizde böyle özel ihtiyaçlara global çözümlerin sunulmasının aslında yerli yazılımcılar içinde ciddi avantaj olduğunu düşünüyorum. HighJump ve iQMS gibi global yazılımların Türkiye pazarına girmesi yerli yatırımcıları dinamik hale gelmeye zorladığını gözlemliyoruz. Ürünlerini kıyaslama, güncelleme, geliştirme ve en önemlisi operasyonel yazılım sektörünün bir noktaya taşınmasında katkı yaptığını yadsınmaz bir gerçektir. Hatta bir araya geldiğimizde yerli yatırımcılardan bizzat sektörün gelişmesinde yaptığımız katkılarla ilgili olumlu yorumlar aldık, bunlar da bizi çok mutlu etti. Operasyonel yazılım sektörünün yerli ve yabancı gelişmesi başta müşteri için çok faydalı olacaktır. Yurt dışına açılmış yerli yazılım şirketleri var, bu rekabet sayede Türk yazılım sektörününde gelişeceğini ve yurt dışında da ciddi bir yer edineceğini umuyoruz.

Son olarak 2018 ve sonrası için BUTON eBusiness Solutions’ın stratejisi ne olacak?

Buton E-İş Çözümleri olarak en önemli hedefimiz müşterilerimize dünyanın gelişmiş yerel operasyonel çözümlerini en iyi şekilde sunmak. Toplamda 20 yıllık bir şirketiz ve global operasyon çözümleri sunmakta 6. yılımız. Startup bir yapıdan edindiğimiz ders ve tecrübelerle aşama aşama geliştik ve güçlendik. Müşteri beklentilerini analiz ederek kendimizi geliştirmeye ve yatırıma devam ediyoruz.

Sadece Türkiye değil çözümlerimiz kapsamında dış ülkelerde de hizmet sağlıyoruz. Amacımız müşterilerimize sadece Türkiye değil yurt dışı operasyonlarında da hizmet sunup önlerini açmak. Şu anki müşterilerimiz özel bulut (private cloud) üzerinden tek bir data center ile tüm depolarını ve operasyonlarını yönetebiliyorlar. Bu altyapı sayesinde yurt dışındaki operasyonlarını da merkezi bir yapıdan çözümlerimizle destekleyebilirler.
Son olarak bulut teknolojisinin kullanımının gelişmesine bağlı olarak HighJump’ın genel bulut hizmetleri üzerinde kiralama yapısıyla hizmet sunulmasını hedefliyoruz ancak şu anda bu yönde acil bir talep olmadığı için acele etmiyoruz. Beklentilere göre bu yapıyı da alternatif olarak sunmak hedeflerimiz arasında.

Özel olarak değinmek istediğiniz bir konu:

Son söz olarak masanın her iki tarafında da bulunmuş biri olarak sektör adına şunu özellikle belirtmeyi isterim; operasyonel yazılım çözümü projeleri en zor proje tiplerinden biridir. İş süreçlerinin ihtiyaçlara ve talebe göre bu kadar değişebildiği, proje paydaşlarının çok ve kozmopolit olduğu, ayrıca yatırım dönüşünü bu kadar maksimize edebilen başka bir IT proje türü sanırım azdır. Bu nedenle, şirketler bu tür projelere ciddi önem vermeli, proje ekibini, sürecini özenle planlamalı ve maliyetten öte proje getirisine odaklanmalıdır. Umarız operasyonel yazılım sektörü şirketlerce hak ettiği değeri bulacaktır.
Bu söyleşi için sizlere teşekkür ederim. Umarım sizlerin vasıtasıyla şirketimiz ve sektör hakkında okuyanlara bir fikir verebilmişizdir. Saygılar…

ERP seçim ve danışmanlık hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için;

Farklı sektörlerden müşterilerimizin çalışmalarımız hakkındaki yorumlarını okuyun.