Yapılan son araştırmalar, perakende sektöründe yaşanan sorunların büyük bir kısmının doğru donanım ve yazılım altyapısının oluşturulmamasından kaynaklandığını ortaya koymaktadır. Müşteri taleplerinin analizi, zamanında teslimat, şikayet yönetimi, iadeler, stok optimizasyonu gibi süreçlerde özellikle yazılım altyapısındaki eksiklikler müşteri memnuniyetini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu yazıda, sektörün gelişimine paralel oluşan talepleri ve eğilimleri bulacaksınız

Eğilim 1: Akıllı telefon ve tabletler ile mobil uygulamalar (Kasada ödemeye son)

Hem müşteri ile olan ilişkiler hem de şirket içi uygulamalarda, akıllı telefonların/tabletlerin ERP sistemleri ile entegre olarak kullanımı her geçen gün daha önemli hale gelmektedir. Perakende sektöründe mağaza çalışanları, mobil uygulamalar sayesinde, ürünle ilgili özellikler, stok durum bilgisi gibi konularda anında cevap verme ya da belki de en önemlisi yurt dışındaki mağazalarda görülmeye başlayan kasaya gitmeye gerek kalmadan anında kredi kartı ya da mobil ödeme sistemleri ile satış gerçekleştirebileceklerdir. Bunlar şu an ve yakın gelecekte önemli bir ihtiyaç olarak görünse de, ERP içerisinde geniş alanda mobil uygulama kullanımı ya da mevcut third-party uygulamalar ile entegrasyon, yakın gelecekte yazılım üreticileri ve sağlayıcılar arasında meydan okuma konusu olarak karşımıza çıkacak.

Eğilim 2: Big Data (Büyük Veri)

„Büyük Veri“ terimi, tümüyle yapısal olmayan verilerin toplanması ve analiz edilmesini ifade etmektedir. Perakende sektöründe bunun anlamı, müşteri ve davranışları sonucu oluşan veridir. Bu, sadece yaş, hobi gibi klasik bilgilerden çok, satın almalar ve online mağazalarda ilgi duyulan ürünler, direk email gönderimi, bülten/kampanya bilgileri ya da kişiselleştirilmiş bildirim ve uyarılar gibi farklı pazarlama yöntemleri ile elde edilen bilgidir. Bunların toplanması ve analiz edilmesi sayesinde, şirketler, hem mağazadaki hem de webshoptaki ürünlerin satın alma tercihleri ve sıklığı bilgileri ile stok optimizasyonunu sağlayabilirler. ERP sisteminden beklentiler ise, oluşan bu büyük verinin, dinamik süreçler içerisinde entegre bir şekilde yönetilmesi ve analizi sonucu pazarlama ve satış stratejilerinin oluşturulmasıdır.

Eğilim 3: İş akışları ve görevler

İş süreçlerinin daha hızlı ve verimli yönetilebilmesi için, yazılım çözümünün içerisinde iş akış tasarımının doğru bir şekilde yapılması ve kurgulanması önem taşımaktadır. Gözlemlerimiz, yazılım üreticilerinin bu beklentileri dikkate aldığı ve çözümlerinin içerisinde ya da iş ortağı çözümlerini entegre ederek cevap vermeye çalıştıkları yönündedir. Şirket çalışanları, ürün, müşteri, tedarikçi bilgileri ile çok fazla işlem sayısına sahip süreçlerde, iş akış sistemi tarafından üretilen anlık ya da önceden bilgilendirilme, görev atama, takip, bir sonraki aksiyonun belirlenmesi gibi fonksiyonları kullanabilmelidir (müşterinin çok özel talebinin ilgili tedarikçiye bildirilmesi). Ayrıca iş akış sistemi içerisinde esnek yapıda oluşturulabilir onay mekanizmaları da yer almalıdır (belli bir miktarın üzeri satın almalarda yönetici onayının alınması). İdeal yapıda, çalışanlar, rol bazlı görev listelerine ERP içerisinde ulaşabilmeli ve proaktif çalışma yapabilmelidir. Bazı yazılım üreticileri, bu yaklaşımları, ürün geliştirme felsefelerinin merkezine koymuşlardır. Ek olarak, iş akışı sonucu oluşan görevlerde bir sonraki adımın önerilmesi ya da tetiklenmesi de sağlanabilmektedir.

Eğilim 4: Fonksiyonel derinlik

Eğilim olarak fonksiyonellik, kulağa farklı gelebilir ancak ERP çözümleri içerisindeki önemi her geçen gün artmaktadır. Son yıllarda üreticiler çözümlerinde fonksiyon kapsamın genişletilmesinde yönünde büyük ilerleme sağladılar. Örneğin online mağaza ile güçlü entegrasyon özellikleri olmayan stok yönetim sistemli uygulamaları artık neredeyse imkansız hale gelmiştir. Mobil çözümleri ve uygulamaların devreye girmesi ile artık perakende sektöründe faaliyet gösteren firmalar müşteri taleplerini geniş kapsamda değerlendirmeye başlamışlardır. Diğer yandan, sektördeki karmaşık yapı ve iş süreçlerindeki farklılıklar bilişim teknolojileri alanında önemli fırsatlar doğurmuştur. Satın alma süreçleri dikkate alındığında, el ile açılan klasik siparişlerin yanında, tedarikçiye özel süreç konfigürasyonu ve koşullara dayalı sözleşmeler, satış hareketleri bazında tedarik, konsinye ürün yönetimi, otomatik NOS (never out of stok) siparişler, uzun vadeli / kotaya dayalı sözleşmeler gibi farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Bu örnekteki detay ise, tedarikçi tarafından sağlanan iki üründen sadece birinde konsinye desteği ya da desteğin sadece perakende mağaza için geçerli olması, online mağaza için uygulanmamasıdır. Yapısal olarak ERP çözümleri, bu tip paralel işlemleri ve değişkenlikleri esnek fonksiyonlar ile desteklemelidir. Ticaret sadece satış ve satın alma süreçlerinden oluşmamakta, son derece karmaşık ve dinamik süreçleri bünyesinde bulundurmaktadır. ERP çözümleri, bu dinamik yapıyı ve süreçleri esnek bir yapıda modelleyebilecek özelliklere sahip olmalıdır.

Eğilimler şunu da göstermektedir ki, rekabet ortamında öne çıkmak amacıyla her geçen gün talepler farklılaşmakta ve artmaktadır. Bu sadece büyük şirketler için geçerli olmayıp, özellikle küçük ve orta ölçekli şirketlerin büyüme ve pazarda yerini alma amacıyla oluşturulan stratejilerinin bir parçasıdır. Süreçlerdeki farklılık ve talep artışı, iş ortakları ile olan ilişkilerde, müşteri analizi, hedef pazara yönelik pazarlama gibi aktivitelerde mobil çözümler ve uygulamaların kullanımını öne çıkarmaktadır.

Kullanıcılar tarafındaki yüksek beklentilerin karşılanması ve sektöre özel çözümlerin geliştirilmesi yazılım üreticileri açısında oldukça zordur. Ancak iyi yapılandırılmış ve modern teknolojileri kullanan ya da bu konuda sürekli gelişim sağlamış, özellikle uzun süredir istikrarlı bir şekilde pazarda yer alan ve sağlam bir altyapıya sahip ERP çözümleri daha avantajlı konumdadır.

Bu sektöre özel yeni yazılım üreticilerinin, pazarda mevcut üreticiler ile rekabet edebilecek fonksiyonel kapsama ulaşabilmeleri için 5 yıl ve daha fazla zamana ihtiyaçları vardır ve kısa vadede yüksek standartlardaki fonksiyonları kullanan müşterileri elde etmeleri zordur. Son yıllarda sadece bir kaç üretici ürünlerini tamamı ile yenilemiş durumdadır. Diğer üreticiler ise mevcut çözümlerini geliştirmeye devam ederek rekabet ortamında yer almaya çalışmaktadır. Müşterinin beklentisi, gelişen teknoloji ve artan ihtiyaçlar ile sistemi en az 10 – 15 yıl verimli bir şekilde kullanma yönündedir.

Sektörel çözümlerde sıklıkla özelleştirilme ihtiyacı oluşur.

ERP seçim sürecinde karşılaşılan sorunlardan biri de, içerisinde standart fonksiyonların tamamı entegre bir yapıda sunulan istikrarlı çözümler ile teknolojik avantajları olan ancak pazara yeni girmiş çözümler arasında karar vermektir. Yeni ürünlerin pazarda istikrara ulaşması en az 10-15 yılı gerektirir. Karar aşamasında, sadece mevcut ihtiyaçlara cevap verme değil aynı zamanda kısa ve orta vadede ortaya çıkabilecek fonksiyonel ve teknolojik taleplere de cevap verebilecek bir çözüm üzerinde detaylı araştırma yapılmalıdır. Şirketler için ERP yatırımı, sadece bir satın alma değil, arkasında tüm ortakların belirlenmiş bir metodoloji ile yaklaşım sergilemeleri gereken bir projedir. Bu aşamada çözümün şirket yapısına kolaylıkla uyarlanabilmesi, oluşan yeni taleplerde çözümün karşılama seviyesi (parametrik kontrol, geliştirme imkanları) cevaplanması gereken sorular arasındadır.

Trovarit, iş yazılımları alanında (ERP, CRM, DMS, ECM, MES gibi) 6 ülkede pazar araştırması yapmakta ve sunduğu platform ( www.it-matchmaker.com.tr ) ve hizmetler ile seçim ve uygulama süreçlerinde şirketlere fayda sağlamaktadır. İş yazılımları alanında makale, analiz ve raporlara http://www.trovarit.com.tr/tr/downloads/download-center.html adresinden ulaşılabilir.

Trovarit’in 229 ERP çözümü içerisinde gerçekleştirdiği değerlendirme sonuçlarına göre, pazardaki ERP çözümlerinin üçte ikisi en az bir mobil platform desteği sağlıyor. Mobil bilişim, akıllı telefon ve tabletlerin her geçen gün daha fazla artış gösteren kullanım oranı ile ERP çözümleri içerisinde yerini sağlamlaştırma yolunda önemli adımlar atıyor.

Article_MobilesupportYaklaşık üçte iki oranında ERP sistemi, akıllı telefon ve tabletler üzerinden kullanım desteği sağlıyor. Ancak bunların yarısı sınırlı erişim. ( Kaynak: Trovarit AG) Detaylara bakacak olursak, Windows Mobile tabanlı cihazlar %50 ‘nin üzerindeki oran ilk sırayı alırken, arkasından her biri %30’un biraz üzerindeki oranlarla iPhone ve iPad geliyor.

Geniş kullanım alanı olan “Android” tabanlı cihazların desteği ise sadece %25 seviyesinde kalıyor. Genelde, “Mobil” ERP çözümlerinin hemen hemen yarısı erişimde bazı sınırlamalarla karşımıza çıkmakta (örn. iOS ya da Windows Mobile or Android ). Yeni yaygınlaşmaya başlayan BYOD ( Bring Your Own Device – Kendi Cihazını Getir) tanımı ve sonucunda cihazların çeşitliliği dikkate alındığında, mobil kullanımda sınırlamaların ortaya çıkmasına neden oluyor.

Windows Mobile tabanlı platformun gücü ise, hem sunucu hem de istemci tarafında Microsoft altyapısının daha yaygın kullanılmasından kaynaklanmakta. ERP ürünlerinin yaklaşık %90’ı Windows tabanlı sunucu ve en az %98,5’i ise Windows tabanlı istemci desteği sağlıyor.

ERP yazılım ve mobil teknolojisindeki asimetrik gelişim, ERP çözümlerinde mobil teknoloji kullanımında, önümüzdeki günlerde farklı soru ve sorunların karşımıza çıkmasına sebep olacak.

Yazan : Dr. Karsten Sontow – Trovarit AG