İşletmelerin artan rekabet koşullarında ve her geçen gün daha fazla teknolojinin kullanıldığı ve sayısallaşan dünyada herhangi bir iş yazılımını (ERP, CRM, ECM/DMS gibi) kullanmadan, ihtiyaçlarını karşılamaları ve hayatlarını sürdürmeleri zor görünüyor. Ancak iş yazılımlarının kullanım kararından önce farklı açılardan yatırım maliyetlerinin ve fayda/maliyet analizlerinin de dikkate alınması önemli.

İş Yazılımlarının Yeri ve Önemi

Hem şirket içi, hem de şirketlerin iş ilişkisinde olduğu müşteri yada diğer şirketler arasında oluşan verinin doğruluğu ve hızlı ulaşım ancak tüm bu değer zinciri içerisinde yer alan süreçlere fonksiyonel uygunluk ve entegrasyon sağlayan iş yazılımlarının konumlandırılması ve yönetilmesi ile mümkündür.

Görsel 1 : Şirketlerin değer zinciri içerisindeki iş yazılım çözümleri ( FIR at RWTH Aachen, 2014 )

Görsel 1 : Şirketlerin değer zinciri içerisindeki iş yazılım çözümleri ( FIR at RWTH Aachen, 2014 )

Temelde iş yazılımları (ERP, MES, SCM, CRM gibi) hedefe ulaşmakta aşağıdaki görevleri üstlenir.

  • İş yazılımları şirketleri yönetir.
  • Şirketlerin tüm iş alanlarında ve tüm seviyelerde süreçlerin işletilmesine destek verir.
  • Şirketler arası sipariş işleme ve planlama aktivitelerinde yatay ve dikey entegrasyon imkanı sağlar.
  • Şirket içi ve şirket dışı iletişimde şeffaf, izlenebilir bilgi oluşturur.
  • Gerçek veri üzerinden anlık değerlendirme ve bir sonraki eylemler için karar destek sistemi oluşturur.

ERP yatırımı veya verimlilik analizi hakkında detaylı bilgi almak için tıklayın.

ERP – Kurumsal Yazılımların omurgası

Kurumsal yazılımlar denince akla, farklı iş alanlarında farklı fonksiyonlar sunan, sınıflandırılma sonrası tanımlanmış, bazı noktalarda ortak fonksiyonları içeren çözümler gelmektedir.

ERP yazılımlarının çekirdek yapısı içerisinde, iş alanı ya da sektörden bağımsız bir işletmenin ihtiyaç duyabileceği süreçleri yönetebilecek fonksiyonlara sahip modüler yapı yer almaktadır.

Tamamlayıcı çözümler içerisinde ise, proje yönetimi, tedarik zinciri yönetimi, kalite yönetimi gibi farklı sektörlerde ihtiyaç duyulan yazılımlar yer alır. Günümüzde yazılım üreticileri ürünlerini aşağıdaki 2 türde piyasaya sunmaktadır.

Kaynak : www.it-matchmaker.com 31 Mart 2014 n:268

Kaynak : www.it-matchmaker.com 31 Mart 2014 n:268

 

Hepsi bir arada çözümler (Best-in-Suite) : Çekirdek yapının üzerine tamamlayıcı çözümlerin de entegre edilmesi ile oluşan

Türünün en iyisi (Best-of-Breed)             : Sadece belirli bir iş alanı yad a süreç/fonksiyon için geliştirilmiş çözümler

Şirketler iş yazılım yatırım kararındaki değerlendirme ve seçim sürecinde bu 2 farklı tür çözümü dikkate aldıklarında ortaya karmaşık bir durum çıkmaktadır.

Örnek verecek olursak, proje bazlı üretim yapan bir şirket, içerisinde kısıtlı fonksiyonların yer aldığı bir ERP çözümü ile mi yoluna devam etmeli ya da sadece proje bazlı üretim yapan şirketler için geliştirilmiş ve çok yüksek oranda ihtiyaçları cevap veren bir çözümde mi karar kılmalı?

Diğer bir örnek perakende sektörü için verilebilir. Sektöre özel tedarikçi zinciri yönetimi (SCM), ürün bilgi yönetimi (PIM), ürün yaşam döngüsü yönetimi (PLM), POS operasyonları gibi birçok ürün türünün en iyisi olarak pazarda farklı üreticiler tarafından sunulmaktadır. Temel bir ERP ürünü içerisinde yer aldığı söylenen tüm bu ve benzer çözümler maalesef ihtiyaçları karşılamaktadır.

Yapılması gereken, ihtiyaçların net belirlenip, pazar araştırma yapılması ve sistem entegratörü çözüm sağlayıcılar ile yola devam edilmesidir. Ancak bu araştırma ve değerlendirme sanıldığı kadar kolay değildir. TROVARIT ve sunduğu teknolojik çözüm IT-Matchmaker tüm bu ihtiyaçlara cevap vermektedir. ( www.trovarit.com/tr )

ERP Yatırımında Fırsatlar & Riskler

İş yazılım yatırımları, şirketler için çoğunlukla kötü sonların yaşandığı projelerdir. Bunun arkasında başlangıçta iyi tasarlanmamış plan ve net belirlenmeyen hedefler sayılabilir.


ekonomik_fayda_verim

 

Fayda/maliyet dengesinin istenilen seviyede oluşturulması ve kontrolü otomatik olarak ekonomik verimi etkileyecektir. Yukarıdaki denklemde payda kısmında yer alan “Efor & Maliyet” değeri, pay kısmında yer alan “Fayda” değerine nazaran daha kolay hesaplanabilir. Mal ve hizmet alımı için ödenen bedel dönem sonunda net olarak ortaya konulabilir. Ancak “Efor” kısmı birçok iş yazılım projesinde göz ardı edilir.

Özellikle proje içerisinde yer alan şirket için çalışan eforu, ayrılan zaman ya da görev/pozisyon değişikliği oluşan maliyet ayrı bir kalem olarak hesaplanmalıdır. Yine çoğunlukla atlanan bir diğer konu ise toplam sahip olma maliyetidir (TCO – Total Cost of Ownership). Genellikle kararlar, ilk yatırım maliyeti öngörüsü ile alınır. Ancak projenin belirlenen zaman planı içerisinde gerçekleştirilememesi sonucu olası ek bütçe, fazlandırmalar, yıllık bakım ve destek bedelleri dikkate alındığında hesaplamanın en az 5 yıl süre için yapılması gerekmektedir.

ERP_fayda_maliyet

Yatırımın geri dönüşünün (ROI-Return of Investment) hesaplanması iş yazılım  projelerinde başlangıçta belirlenecek makro değerler üzerinden periyodik (çeyrek, yıl gibi) sonuçlar karşılaştırılarak yapılabilir. Stok devir hızları ve maliyetleri, sipariş karşılama süresi, kalite değerleri ve iyileşmeler, satış ve satın alma istatistik sonuçları buna örnek verilebilir.

İş yazılım alanında makale ve raporları www.it-matchmaker.com.tr adresinde yer alan “Download Center” bölümünde bulabilirsiniz. TROVARIT, 15 yıllık tecrübesi ve 6 ülkedeki faaliyetleri ile şirketlere iş yazılımları (ERP,CRM,MES gibi) seçim ve değerlendirme süreçlerinde profesyonel ürün ve hizmetler ile destek vermektedir.

ERP yatırımı ve uygulama hakkında detaylı bilgi almak için tıklayın.


kullanıcı-direnci-blog-resized

Konuk Yazar: Ahmet Uçar linkedin-icon

Herhangi bir kullanıcı direnciyle karşılaşmayan ERP projesi yoktur demek çok yanlış bir yaklaşım sayılmaz. Genel olarak kullanıcılar ERP gibi büyük değişim/dönüşüm gerektiren projeler bir yana bilgisayarlarında ya da günlük işlerinde yapılacak en küçük bir değişikliği bile olumsuz karşılamaktadır. Bazen direncin kaynağı entelektüel veya teknik bilgi ile ilintili değil tamamen kişiseldir.

Personelin işlerini veya makamlarını kaybetme korkusu, kariyerlerinin risk altında olduğunu düşünmeleri çok kuvvetli bir direnç yaratır ve bu direncin kaynağının gerçek nedeninin ne olduğunu anket veya toplantılarla keşfetmek zordur. Birebir görüşme ve bu kişileri değişim projesinin parçası, görevlisi haline getirmeye çalışmak sorunun çözülmesine yardımcı olur. Unutulmamalıdır ki, ERP proje yöneticisi sorulara açık olduğu, ne söylendiğini dikkatle dinlediği sürece hem direnç azalır hem de gerçek sebepleri anlaması kolaylaşır.

Yeni bir ERP’ye yönelik direnç gösterisi şu şekillerde de ortaya çıkmaktadır; düşük sistem kullanımını içeren pasif direnç (bilgisayar eğitimine katılmama), bilgisayar ekipmanına sabotaj formundaki aktif direnç, sözlü saldırı, bilgisayar kullanma yeteneğinin olmamasından şikâyet, yeni sistemi kullanmayı reddetme, endişe, stres, memnuniyetsizlik, korku (Martinko, 1996), işe geç gelme, sistemi kötüleme, verilerle oynama (Adams et al., 2004), iş etkinliğinde azalma, işten çıkma, ERP ekibinden kendini soyutlama, verileri gizleme, kasıtlı olarak hatalı veri girişi yapma, bilgisayar çıktılarına güvenmeme, düşük konsantrasyon (Akça and Özer, 2013).

Değişimi Yönetmek

Yeni bir ERP ile birlikte gelen değişimi doğru anlayıp kullanıcıların endişelerini gidermek için öncelikle değişim eğrisi ve kullanıcıların bu eğri üzerindeki hangi alanda umutsuzluğa düştüklerinin iyi analiz edilmesi gerekir. Birçok yönetim ve iş yapılanmasında referans noktası olarak kullanılan “değişim eğrisi” kavramına büyük referans oluşturan “kederin beş evresi” (Kübler-Ross, 1991) tezi, kullanıcıların umutsuzluğa düştüğü noktaları anlamakta yardımcı olmaktadır.

Kübler Ross’un “kederin beş evresi modeline göre çok sevdiği birini kaybeden bir insan sırayla; inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme aşamalarından geçerek başına gelen bu kederi içselleştirir. Bu bilimsel tezi baz alarak global ERP geçiş aşamasında kullanıcılar umutsuzluk çukurundan (valley of despair) ne kadar kısa sürede kurtarılırsa projeye katkıları da o derece hızlı ve etkili olacaktır.

Projenin hazırlık aşamasında birçok kullanıcıya ya da ekibe yaptıkları işi prosedüre dökmeleri istenecek ve bu prosedürlerden biri ya da birkaçının bileşiminin ilgili iş akışına temel oluşturulacağı söylenecektir. Maalesef birçok projeden bir ya da birkaçı en iyi uygulama olarak seçilecek ve ERP sistemi bu doğrultuda tasarlanacaktır. Bu da kendi pratiklerinin en iyisi olduğunu düşünen diğer ekip üyelerinde daha projenin başlangıcında ters motivasyon yaratacaktır. Bu durumda, ERP’nin tasarımında seçilen en iyi pratiğin neden seçildiği tüm ekibe çok iyi şekilde anlatılmalıdır.

ERP Bilinçlendirme Çalışmaları

Projenin canlıya geçişi sırasında birçok kullanıcı oldukça yoğun çalışmak zorunda kalmaktadır. Bazı durumlarda firma iki programa/platforma da veri girişi yapılması kararını almakta ve bu durum kullanıcılarda bıkkınlığa yol açmaktadır. Çift veri girişi mümkün olan en kısa sürede sonlandırılmalıdır.
Yepyeni bir programla belki eskisinden daha uzun ve zahmetli süreçlerle sipariş açan, ürün ağacı oluşturan, sabit kıymet kaydı atan kullanıcı “neden bu kadar çok ayrıntıyı girmek zorundayım, eskiden daha kolay işlerimi hallediyordum” psikolojisine girer ve performansı olumsuz etkilenir. Bu durumda mutlaka kullanıcıya, neden daha çok ve ayrıntılı veri girmesi gerektiği düzgün ve sade bir dille anlatılmalıdır. Örneğin, ürün kartında önceki programda olmayan “kategori kodu” alanı tanımlanmış ve kullanıcıdan bu alana veri girmesi isteniyorsa kullanıcıya; “sen bu alanı girdiğin için geçen ay tüm Avrupa’da tekstil sektörüne ne kadar, ambalaj sektörüne ne kadar satış yaptığımızı görebiliyor ve x adet kullanıcının günlerce uğraştığı raporu bir tıkla oluşturup stratejimizi belirleyebiliyoruz” cevabını vermek kullanıcının moral-motivasyonunu yukarıya çekecek ve umutsuzluk çukurundan hızla çıkmasına yardımcı olacaktır.

Kullanıcıların umutsuzluk çukurunda bulunduğu süreçten çıkarmanın bir yolu da önlerine net hedefler ve sonuçlar koymaktır. Kullanıcıya “Bu ay yeni ERP ile birlikte stoklarımız %10 azaldı”, “Teslim süremiz 3 günden 2 güne düştü” gibi elle tutulur verilerle yaklaşmak kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlayacak ve motivasyonlarını arttıracaktır.

Aslında insanlar değişimden değil değişimin getireceği sonucun kendi aleyhlerine olmasından korkarlar. Temel anlamda insanlar olumlu değişimi isterler ve genellikle direnç değişimin kendisine değil değişimin getirebileceği olumsuzluklara karşı savunma mekanizması olarak karşımıza çıkar. Sonuç olarak; olumsuzluk algılarının ortadan kaldırılarak, güvenliğin sağlanması gerekir.

(“Çok uluslu firmalar için ERP seçimi ve yönetimi” isimli yüksek lisans bitirme projemden alıntıdır)


main-portfolio

Günümüzde Kurumsal Kaynak Planlama sistemleri (ERP) , kurumsal yönetimin merkezi kontrol aracı konumundadır. Çoğu şirketlerde, satış, sipariş, malzeme yönetimi, üretim planlama ve kontrol, proje yönetimi, finans gibi süreçlerde verimliği ve şeffaflığı artırmak amacı ile kullanılmaktadır. ERP sistemleri ayrıca iş süreçlerinin sayısallaştırılmasında da önemli rol oynar. Değer zinciri içerisindeki (örn. malzeme, ürün, müşteri verisi ) merkezi veri ve işlemlerinde “Doğru Bilginin Tek Kaynağı” olarak karşımıza çıkar.

Bu nedenle, ERP yazılımları, şirketlerin başarısında önemli bir faktördür. Geçtiğimiz 10 yıl içerisinde, TROVARIT, düzenli olarak, şirketler içerisindeki kullanıcıların deneyimlerini sorgulayarak, ERP gerçeği üzerine araştırma çalışmaları yapmıştır. “ERP Deneyimi” araştırma çalışması, hem ERP uygulamaları ve operasyonlarının zorluklarını, hem de ERP kullanımının faydalarını incelemiştir. Araştırmanın odaklandığı noktalardan biri de ERP yazılımı ve sağlayıcı üzerindeki kullanıcı memnuniyetidir. Sonucunda, ERP kullanımı ve pazardaki önemli eğilimler ve gelişmeler gözden geçirilmiş ve kullanıcı bakışıyla değerlendirilmiştir.

2004 yılında başlatılan araştırmanın, bu yıl yedincisi gerçekleştirilmiştir. Uluslar arası araştırma ekibinin içerisinde FIR, ERP-Tuner/Vienna, 2BCS AG / St. Gallen, pragmatiQ/Zoetermeer ve Trovarit Ltd./Istanbul şirketlerinden uzmanlar yer almıştır. Temelde, şirketlerde hangi sistemlerin ne amaçla kullanıldığı ve nasıl yönetildiği gibi geniş alanda yer alan soruların cevapları araştırılmış, sonucunda, günlük kullanımda kullanıcılar üzerindeki memnuniyetleri ortaya çıkartılmıştır.

Uzmanlık, Güncel Sürümler ve Müşteri Hizmetleri ödüllendirildi.

Geçen yıllardaki araştırmalarda olduğu gibi, küçük ve orta ölçekli işletmeler için, yine küçük ölçekli sağlayıcılar tarafından sunulan sektörel “yalın” ERP çözümleri, yüksek memnuniyet dereceleri elde ettiler. Daha büyük şirketler için sunulan en iyi çözümler ise alanın ikinci bölümünde yer aldı. Ancak, uzmanlığı olan ve daha küçük ölçekli ERP üreticileri üst sıralardaki yerlerini garanti altına alamadılar.

Bazı küçük ölçekli sağlayıcılar neden iyi dereceler aldılar?

Bu durum bir kaç sebeple açıklanabilir ve ileriye dönük analizlerin yapılmasını sağlar:

Daha düşük karmaşık yapı: Yalın ya da fonksiyonellik odaklı ERP sistemleri daha az karmaşık yapıya sahiptir ve bu özellikleri uygulama ve yönetimlerinin daha kolay olmasının sağlar.

Teknoloji: Uygulamalar güncel sürümler ile kullanılır ve genellikle iyi ergonomik yapıya ve kullanıcı ara yüzlerine ve yönlendirmelerine sahiptir.

Yakın ve sağlam müşteri ilişkileri: Küçük ölçekli, yerel ya da belli bir sektörde uzmanlaşmış sağlayıcılar, müşterileri ile daha yakın, etkin ve özenli ilişkiler kurarlar.

Küçük ve orta ölçekli işletmelerde kullanılan ERP sistemleri dikkate alınacak olursa, work … for all! (profesyonel hizmetler), MAJESTY (hassas ve medikal mühendislik), SIVAS (tesis inşaat) ya da OpaccOne (toptan ya da perakende ticaret) gibi sektör özel çözümler iyi pozisyondadır. Aynı şekilde, . TOSCA, bulut çözümü myfactory, Orlando ya da HS – Hamburger Software gibi genellikle küçük işletmelerde kullanılan bazı ERP çözümleri ortalamanın üzerinde performans sağlamıştır. Bu çözümlerin çoğunda yerel destek sağlanmaktadır.

Sonuçlar her bir memnuniyet kriteri için yorumlandığında, karşımıza farklı bir durum çıkmaktadır. X eksini, analizi yapılmış 2,393 uygulama içerisinde değerlendirilen kriterlerin ortalama memnuniyet derecelerini göstermektedir. Y ekseni, analizi yapılan tüm çözümlerin, kullanıcı ve kriter bazında verilen cevaplar arasındaki aralığı (aynı kritere verilen en iyi ve en kötü derece arasındaki fark) göstermektedir.

Düşük fark seviyeleri ile (üst yarı alan) , kullanıcılar, bu kriterlerin, hemen hemen tüm çözümler için problem olmadığı ve bir şekilde çözüldüğünü varsaymaktadır. Bu bölgedeki kriterlerden, memnuniyet derecesi yüksek olanlar ise (sağ üst alan) „güvenli bölge“dedir. Anlamı, kullanıcılar için bu kriter, memnuniyet dereceleri yüksek ve değerlendirme derecesi anlamında çok değişkenlik göstermemesidir. Düşük derecelendirmedeki kriterler ise (sol üst alan), yazılım sağlayıcıları tarafından, rekabet ortamı içerisinde kendilerini öne çıkartabilecek özelliklerdir. “Tatsız sürpriz” bölümü ise, proje boyunca kullanıcı açısından önemle dikkate alınan bölgedir. “Kompleks” bölge ise, kullanıcılar tarafından ortalamada “iyi” olarak değerlendirilen ancak verilen puanlar arasında çok fark gözlenen bölgedir.

Üzerinde durulması gereken kriterler:

  • Sistem bağlantılı kriterler : “mobilite”, “form, rapor, analiz “, “uluslar arası kullanım özellikleri”, “veri yönetim maliyeti”, “kullanım kolaylığı (ergonomi)”, “performans” ve “entegrasyon arayüzleri (Interface)”
  • Proje bağlantılı kriterler : “Bütçeye bağlılık”, “zaman planına bağlılık” ve “insan kaynağı ihtiyacı”
  • Destek bağlantılı kriterler: “Eğitim ve bilgilendirme hizmetleri” ya da “ERP yaygınlaştırmada danışmanlık”.

Doğrusu, “ERP yazılımlarında mobil kullanım” yeni bir kriter olarak yer almasına rağmen kullanıcıların beklentileri üzerindeki etkisi her geçen gün artmaktadır. ERP yazılımlarının “her zaman, her yerden” sınırsız kullanımı şu an için kullanıcı açısından tam anlamıyla gerçek olmasa da beklentiler bu yöndedir.

Bu araştırmada ilk defa analizi yapılan “ERP yazılımlarının uluslar arası düzeyde kullanımı ve yaygınlaştırılması” kriteri, bu konudaki yetersizliği de ortaya çıkarıyor. Bunun nedeni ise, merkezi ERP çözümünün uluslar arası kullanımında farklı yasal yükümlülükler, dil desteği gibi ihtiyaçların karşılanmasında büyük farklılıklar ve yetersizlikler sergilemesi olarak karşımıza çıkıyor.

2012 sonuçları ile karşılaştırıldığında, “sürüm güncelleme” ve “form, rapor, analiz”, “proje süresince danışmanların taahhütleri” ve “sürüm değişikliklerinde destek” gibi daha önce düşük puan alan kriterlerin daha iyi puanlama ile değerlendirildiğini gözlemliyoruz. Ancak “kullanıcı eğitimi” ve “eğitim ve bilgilendirme hizmetleri” kriterlerinde negatif yönde bir değişim var.

Memnuniyet kriterlerinin farklılık analizinde, ERP sistemleri ve sağlayıcıları “iyi” seviyede değerlendirilse de, detaylarda kritik noktalar göze çarpmaktadır. Çözüm üzerindeki memnuniyete bakıldığında bu açıkça görülmektedir. “Genel izlenim” kriteri diğerleri ile kıyaslandığında daha iyi derece almıştır. Yazılım sağlayıcıları için bunun anlamı, potansiyel gelişmeyi sağlayabilmek için detaylara inip analiz yapmak, ürün ve hizmet geliştirmelerini her bir kriter bazında gerçekleştirmektir.

“Proje sonucu” kriterini değerlendirdiğimizde, değerlendirme yapan kullanıcılar (genellikle proje içerisinde yer alan sorumlular), kendilerini koruma içgüdüsü ile, gerçekte olduğundan biraz daha iyi seviyede değerlendirme yapmaktadırlar.

ERP’de yeni eğilimler

erp-trendsAraştırma, hem sistemin yönetilmesi, kullanımı hem de beklentiler anlamında kullanıcıların zaman içerisinde farklı kriterleri dikkate aldığını da göstermektedir. 2014 yılında, “kullanım kolaylığı”, “mobil kullanım”, “rol / koşul bazlı kılavuz” gibi konular en üst seviyede dikkate alınmaktadır. Bunlar, günlük çalışmada ERP yazılımlarının vazgeçilmez bir araç olarak kullanılmak istenmesi ile direk bağlantılıdır.

ERP yazılımlarında mobil kullanım desteği de – en azında notebook ile internet üzerinden erişim- günümüzde aranan özellikler olarak karşımıza çıkıyor. Ancak beklenti biraz daha yükseldiğinde, akıllı telefon ve tabletler üzerinde kullanım ihtiyacı karşımıza çıkıyor. Ekranlar üzerindeki alanın kısıtlı olması kullanıcı ekranları için yeni tasarımlar gerektirmekte. Bazı yazılım üreticileri bu yeni tasarım ve kullanımındaki çalışmalarını sürdürüyor.

Benzer şekilde, ERP uygulamalarının “çevrimdışı kullanım yeteneği” bir sorun olarak görülüyor. Kullanımda ağ kapsamının genişletilmesi sağlanmadığı sürece bu kriter zorunluluk olarak dikkate alınacak.

Diğer değerlendirilen kriterler ise, “uluslar arası kullanım, yaygınlaştırma”, “Kurumsal Uygulama Entegrasyonu ya da ara yüz yönetimi” ve “Kurumsal Bilgi Yönetimi “. Bu, bilginin şirket seviyeleri, departmanlar, şubeler, ülkeler arasında paylaşımını ve yönetilmesini işaret etmekte.Amaç, önümüzdeki yıllarda “bilgi” kaynağının daha kapsamlı ve hedef odaklı yönetilmesi.

Son zamanlarda internet ve medya üzerinde çok fazla tartışılan, haber yapılan bazı konular ise kullanıcı açısından çok fazla önemsenmemekte ya da bilinmemekte: Katılımcıların sadece % 5,7 ‘si “Bulut Bilişim” in ERP ile çok yakın ilişkisinin olduğunu belirtmekte. “Sosyal Medya” ise % 5,2’den daha az ve onu “Industry 4.0” % 4,1 ile takip ediyor. Açıkçası, kullanıcıların bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi önümüzdeki dönem daha fazla önemsenmesi gereken konular olacak. Katılımcıların % 40’ı “Industry 4.0” ile ilgili bilgisinin olmadığını belirtiyor. Aynı durum “Büyük Veri” ve “Kişisel cihazların sistem içerisinde kullanımı/BYOD” için de geçerli.

Genel Değerlendirme Sonuç Raporu için www.trovarit.com.tr